headline document1.JPG
Konuşmacı: Prof.Dr.Beylü Dikeçliğil
 
Konu: “Sosyolojik Gerçeklik ve Metodoloji Bağıntısına Yeni Bir Bakış"
 
 
Yer: Marmara Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu- Sultanahmet /İstanbul
Saat: 19.00
Tarih: 28 Eylül  Cuma
 
GSM  İrtibat: 0505 7269970

Kongre ve Toplantı Haberleri

  • açığı kapattın lütfen.

Duyurular

SOSYODER

Dernek başkanımızın mesajı

Devamını oku...


SOSYODER

Kaynaklarımız gizli kalmak üzere Değerler Eğitimi dersinin Felsefe Grubu'na verildiği haberini aldık.Önemli olan zorunlu ders olabilmesidir.SAYGILAR


Forum Son Konular

No posts to display.

Lütfen Dikkat!

Twitter



Sosyoder Fan

Sosyoloji Yazıları

1915 olayları ile ilgili olarak Alman Parlementosunda Türkiye'nin Soykırım yapması ile ilgili olarak, Dernek Başkanımız Prof.Dr.Sami Şener'in Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklama şöyledir:

1915 Olayları bahanesiyle, Uluslararası Güçler  Türkiye’nin  kültürel  kimliğini  kabul edemiyor

Prof.Dr.Sami Şener

Sosyologlar Derneği Başkanı

 

Almanya  Parlamentosu’nda  1915  Ermeni  soykırımı iddiası ile Türkiye’yeyi   psikolojik yönden  taciz  etme  kararı,  birçok  ahlaki ve  kültürel  kavramların yeniden değerlendirmesine yol açmaktadır.

Batının,  başta  Birlişmiş Milletler olmak üzere,  siyasi ve uluslarararası ittifakları Filistin, Suriye, Myanmar gibi  son on yılda ortaya çıkan tutumlarının arkasından, sahte bir tarih iddiasını incelemeksizin  Türkiye’yi soykırım yapmakla itham etmesi ve parlamentolarında bu yönde bir karar alması,  aslında  ortadan kalktığını sandığımız   Haçlı  anlayışını ve  insan hakları  konusundaki samimiyetsiz ve  hukuk dışı tutum ve yaklaşımları öne çıkarmıştır.  

Üstelik bu kararlar alınırken, tarihi olayları  tersyüz eden  bu parlamenterlerin,  hukuk ve insanlık önünde, bir “yalanın peşinden gitme” gibi  ciddi suç  işlediklerini söylemek isteriz.

Biliyoruz ki, her fikir ve  uluslararası kural  ancak uygulamaya geçtiği ölçüde değerlidir.  Batı, Amerika’sından  Almanyası’na kadar  insanlığa  parlak cümlelerle sunduğu  hürriyet, adalet,  merhamet, hak ve eşitlik kavramlarını uygulamalarıyla  çiğnemekte ve bu konularda samimiyet içinde olmadığını tekrarlanan eylemleri ile  ilan etmektedir.

Batı’nın  büyük ideallerinin, böylece  bir seraptan ve  slogandan ibaret olduğunu anlıyoruz.  Bundan sonraki ilmi araştırma ve siyasi  kavramlar konusunda,  uygulamaya geçmeyen  bu kavramların yeniden  adlandırılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz.

İkinci bir  kaygımız, bu ülkenin ve kültürün insanı olduğu halde,  ayırımcı ve ırkçı ideolojilerine  isterik bir şekilde bağlı olan, bu millet ve ülkenin yabancısı olan  sözde  Türk ve Kürt  kökenli  düşman ruhlu Alman parlamenterlerinin  nakörlüğü ve sapkınlığıdır.

Türk hükümetinin, özellikle Amerika, İngiltere , Fransa, Almanya gibi  ülkelere  ilim adamı ve öğrenci göndermeyerek, ilmi ve ahlaki  nezaketten uzak  bu ülkelere  hakettiği cevabı vermesini  bekliyoruz.  Maddi imkanları ve menfaatleri yegane değer kabul eden batının pozitivist mantığına böyle bir  karşılık, daha olumlu tepkiler  getirebilecektir. 

Sosyolojiye Neden İhtiyacımız Var?

Sosyolojiye ihtiyacımız vardır. Çünkü sosyolojin üstlendiği görev, gündelik yaşamı sürdürmemize yardım eden sıradan bilgilerden ya da kendi bireysel deneyimlerimizden yola çıkarak yerine getirilebilecek bir görev değildir

Doç.Dr. Ali ESGİN

Devamını oku...

İnsan Kaynaklarının Değerlendirilmesinde Sosyal Faktörlerin Rolü

İşletmeler; toplumunun muhtelif kesimlerinden, farklı, inanç, kültür ve normlara sahip kişilerin bir araya geldiği ve belirli amaçlar doğrultusunda kurumsal kültür, normlar, değerler, davranışlar oluşturduğu veya belirlenen normlarla uyum ya da çatışma süreci yaşadığı ortamlardır. 

Dr. Ahmet YILMAZ / Sosyolog

Devamını oku...

Sosyolojimizin Tarihini Yazarken

Zamanı ve mekânı aralıklara bölen saat, takvim, kronometre, metre gibi zaman ve mekân ölçerlerin ortaya çıkışları ile ben ve eylemim, ben ve sözüm arasına mesafe girmesi ve bunların aralarındaki mesafenin uzamasının birbirine koşut gelişmeler olduğunu düşünüyorum. Belki de zaman ve mekân nosyonlarının kendileri bile ortaya çıkışları ile ben ve eylemimin ayrışmaya başlaması arasında bir bağlantı kurulabilir.

Prof. Dr. Nilgün ÇELEBİ

Devamını oku...

Sosyoloji Dünyası

Sosyoloji’ye Mesleki Açılım

Değerli Sosyolog Arkadaşlarımız,
 
Sosyologların  iş hayatında kendilerini dar bir alana sıkıştırmaları ve sadece öğretmenlik veya  aile danışmanlığı gibi alanlarda çalışacaklarını sanıp, diğer çalışma alanlarına kapalı olmaları, bu konuda kendilerine  rehber olacak ve yönlendirebilecek kişilerin azlığından kaynaklanmaktadır.  Bu konuda,  Dernek başkanımız ve uzun yıllar Sakarya Sosyoloji bölümü başkanlığını yapmış Prof.Dr.Sami Şener hocamız,  Sakarya sosyoloji bölümünden mezun olacak öğrencilerine sunulmak üzere hazırlayıp, dört yıl boyunca  her mezun gruba sunduğu bir slaytı sizlere iletmek istedik.
 
 Hocamız, burada örnek olarak vermiş olduğu çalışmaları bizzat kendisi kamu ve özel kurumlarda yapmış ve çeşitli kurumsal problemlerin çözümünü gerçekleştirmiştir. Bu slayt ile, sosyolog arkadaşlarımızın  hangi alanlarda kendilerine iş bulabileceğini  göstermiş ve olaya dar bir bakış ile bakmalarını gidermiş olacağımızı düşünüyoruz.

Sosyoder
 
--> Sosyoloji’ye Mesleki Açılım Slaytı için tıklayın...
 

TurkSiberTim

açığınızı kapattın TST

Sosyoloji Bölümleri

Türkiye’nin ilk sosyoloji bölümü 1914 yılında İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulmuş, sonraki yıllarda sayıları giderek artan sosyoloji bölümleri Türkiye'nin sosyo-kültürel hayatı ve sosyoloji biliminin gelişimine büyük katkılar sağlamışlardır. Türkiye’de sosyolojinin akademik bir disiplin olarak meşruiyet kazanması ve gelişimine büyük katkılar sağlayan mezunlar veren sosyoloji bölümleri devraldıkları zengin teorik mirasla yeni mezunlar vermeye;sosyolog yetiştirmeye devam etmektedir.Devamını oku...

Sağlık Hizmetlerinde Sosyologların Rolü

Sağlık Hizmetlerinde Sosyologların Rolü

Türkiye gün geçtikçe daha fazla şiddet sarmalında yaşamaya başlamaktadır. Şiddet artık evde, sokakta, okulda, iş hayatında, kurumlarda, bir çocuğun oyun alanında kısacası hayatın her alanında.  Bu durum şiddetin toplumsal bir sorun olduğu gerçeğini kanıtlamaktadır. Şiddet, kişinin bilinçli olarak kendisine, başkasına, bir gruba veya topluluğa karşı yaralama, öldürme, psikolojik zarar verme şeklinde tanımlanabilir.    

Fatma ASLANOĞLU / Sosyolog

 

Devamını oku...

İş İlanları